Oğlum, evladım, missss kokulum Rüzgar’ım, yavrum içerideydi, ben ise kapının dışında, karanlıklardaydım. Bilmiyorum nasil ama bir ara canim babami gördüm, rengi bembeyazdi, dizlerine vuruyordu, ah Allahım kıyameti koparsam ne fayda, canim içerden cıkmıyor cikmiyor cikmiyooooor!!!


Bir doktor dahi söylemiyordu ne olduğunu, kaybolmuştum karanlıkta, ışık arıyordum. Babama yalvarıyordum “ne olur Allah aşkına ALLAH aşkına babaaam canim babam bana doğruyu söyle öldü mü benimmmm prensim gitti mi bendennn” babammmm babammmm ah babam, ah yüreğim yanıyor.. Yaniyorum, rabbim duy sesimi ne olur bu anacığa evladını bağışla, benim canımı al ama Rüzgar'ımı alma benden yalvarırım sana. Ne olur ne olur canim Allahım ne olur .. 

Hiç ama hiç bir şey benzemez evlat acısına, kınalı kuzum neredesin, nerdeee????. yüreğim kanıyor, yüreğimi kesip çıkarsalar acımayacak, acım o kadar büyük ki. Oğlum yavrumu ölü vermiştim doktorların ellerine, yine ölümü alacaktım, ne olur Allahım duy sesimi ne olur.. yavruma doyamadım ben daha, yavrumu bana geri ver ne olur. Beni evladımla ne olur sınama, sana silgindim yarabbiiiim. Bu kuluna acı, yavrumu bağışla bana ne olur. Yalvarıyorum sana....

Ben çok fenaydım hatırlamıyorum herseyi net, Cinar`im karnımda kaskatı kesilmişti, dayanamıyordu oda acıma, “ne olur anneciğim benim icin güçlü ol” diyordu sanki. Kapı açıldı doktorlardan biri çıktı dışarı “kalbini çalıştırabildik ameliyata alıyoruz” dediler.. Ben o an yıkılıvermişim yere, hemen beni nts ye almışlar benim tansiyon 17 18  yarı baygın. Ben karnımdaki yavrum içinde yalvarıyordum Allahlıma bir yandan. Kendimden vazgeçmiştim,  rabbime iki evladım için yalvarıyordum sadece . Allahım yalvarırım sana kokusunu aldığım, koynumda büyüttüğüm oğlumu bana bağışla ne olur, karnımdaki yavrumu bana bağışla diye diye yalvarırken yine kendimden geçmişim.. karanlık karanlık karanlık, her yer karanlıktı…

 Doktorlardan biri dışarı çıkmış, bana kalbini çalıştırdık demişlerdi. Rüzgar’ım  kalbi 15 dakika doktorların cabalarıyla, çalıştırmıştı, Benim karnim burnumda doktorlara yalvarıyordum “ne olur içeriye alin beni ne olur” diye, almıyorlardı. Ama en sonunda aldılar beni, onlar da dayanamadılar benim durumuma, rengim bembeyaz, gözlerimin altı kapkara olmuştu ağlamaktan, uykusuzluktan harap düşmüş ben, karnim burnumda, gözümde yas, karnımdaki yavrum için ayakta durmaya çalışıyordum ve içeri girdim. Ben Rüzgârımı o yatakta gördüğümde, kabus santim ilk, uyanmak istedim kabusumdan. Gözlerimi kapattım bir iki saniye, sonra açtım. Ama kabus değildi, gerçekti yaşadıklarım, gördüklerim. zifiri bir karanlıktı her yer yine, ben ben değildim yaşamıyordum sanki,. Çaresizdim, ellerimi kadirdim yukarı Allahım ne olur bana güç ver dedim tekrar tekrar..

Sonra oğluma, kokusuna doyamadığım canım Rüzgar'ıma, yavruma yaklaştım ama bana bakmıyor hareket etmiyordu, susmuştu gözlerini, öylece kapamış yatıyordu. Halbuki ben ona SÖZ vermiştim bir daha doktora gitmiycez diye sözzz SÖZZZ. Ama olmadı sözümü tutamadım oğlum affet beni tutamadım sözümü tutamadım. Ah yüreğim suus suuusss .

Yine çok fenalaştım, hemen yanından çıkarmışlar beni, nts ye almislar yine. Rüzgar’ı Marmara Eğitim hastanesine yatırmalıydım, Marmara Eğitim Hastanesi pediatri yoğun bakimina girmesi gerekiyordu çünkü Kartal`da, yani ilk müdahalesinin yapildigi hastanede çocuk yoğun bakimi ünitesi yoktu. ah ah Marmara’ya sokmak için araya sokmadigimiz insan kalmamıştı ama "yer yok" diye almıyorlardı oğlumu, almıyorlardı, çaresiz birakilmistim. Ama ben yılmadım, oğlum yatıracaktım oraya ne olursa olsun Rüzgar yatmalıydı Marmara'ya esim Gökhan’a “Ben Marmara’ya Eğitim hastanesine gidicem” dedim “ gerekirse yalvaricam, kapılarında yatacağım, yeterki oğlumu alsınlar oraya” dedim ve gittik hastaneye esimle yalvarmaya.. 

Girdik doktorun yanına ve bir sure sonra telefon geldi Rüzgârı nakil edeceklerini söylediler,  Ben kalakaldım oracıkta,  nutkum tutulmuştu . Esim   “ben gideyim sen kal Meryem” dedi ve ben de kaldım Marmara Eğitim hastanesinin kapısı önünde, oğlumu o Marmara nın kapısında saatlerce gözümü kırpmadan bekledim ama zaman geçmiyordu, dualarımın yalvarışlarımın sonu gelmiyordu.

Ambulans geldi içinden oğlumu RUZGAR`imi indirdiler, tüpler takılı cihazlar takılı her yerinden kablolar sarkıyordu, 4.kattaki odasına çıktık. Hemen doktorlar aldılar içeriye yavrumu, anasının kınalı kuzusu, arkasından bakakaldım çaresizce. Bizi sokmadılar,  yavrumun yanına sokmadilarrrr beni, anasını sokmadılar.  Esimle sımsıkı sarıldık, ağlıyorduk. Benim hıçkırıklarım yankılanıyordu hastane koridorlarında yüreğim kanıyor, beynimde şimşekler çakarcasına, o arabada bana korku dolu gözleriyle bakışları geliyordu gözümün önüne...    . Ben yine fenalaştım , dayanamıyordu bedenim artık, doğuma zamanım vardı ama sancılarım başlamıştı., hazır değildim ben, RUZGAR’ım bırakamazdım. Ama bana Cinar’im acilen alınması gerektiğini soyluyordu doktorum ama ben nasıl yatayım hastaneye???  canimin canii RUZGAR’ım böyleyken ben nasıl nasıl yatayım hastaneye nasıl? Nasıl bırakırım yavrumu bensiz, yapamam yapamam bırakamam prensimi, kömür gözlümü, canimin içini, RUZGAR’ım bırakamamam.. . 


Devamı yakında....

Yorum Gönder:

Henüz yorum bırakan olmadı.