Bazen hayatımız bir dakika içinde değişe
bilir, tıpkı Meryem ve rüzgar emirin hayatı gibi.
Bir çoğunuzun ismini bile bilmediği bu
rahatsızlık ile ilgili bir sohbet gerçekleştirdik rüzgar emirin annesiyle.
Umarım bu yazıyla bir farkındalık oluştura biliriz. TIKLA
Adim Meryem ( MERYEM GUNEY )
ismimi hep sevdim ben, ama ismimin aksine hep yaramaz ve hiperaktif bir çocukluğum
oldu. okudum, üniversite bitirdim. Esim GOKHAN GUNEY ile tanıştım.
Çok mutluyduk ve bu mutlulugu
aile olarak tamamlamak en büyük dileğimizdi. Esim bana ilerleyen günlerden
birinde; “Hayatim ilerde çocuğumuz olursa adını RUZGAR koyalım mi?” diye sordu,
bende “Olur hayatim inşallah yüce rabbimiz bize nasip eder ve biz de koyarız”
dedim.
Odası, kıyafetleri hazır oğlumuzu
büyük bir heyecanla bekliyorduk.. Hamileliğimin
41. haftasında, Rüzgar’ım 3kg 650gr olarak sağlıklı bir şekilde 21 ARALIK 2010
tarihinde gözlerini dünyaya aç misti. Doğar doğmaz, kucağıma verdiler. O an anlatılamaz!!!.
İçimde canımdan, kanımdan beslenen bebeğim, kucağımdaydı. Sanki kırk yıllık anneymiş
gibi oluyor insan, ilahi bir an o an.
Hayranlıkla şaşkınlıkla
hastaneden çıktık ve ben dünyanın en kutsal mevkiine, yani anneliğe TERFI
ETMISTIM. Ben bir anneydim artık..
RUZGAR EMIR Güney’in annesi,
MERYEM Güney’dim ben.
Peki Rüzgar nasıl bir çocuk ?
Artık biz, onu dinler olmuştuk. Bıcır
bıcır konuşur herkesi kendine hayran bırakırdı meleğim, annesinin yakışıklı
prensi, RUZGAR`iiiim.. Tam da “ büyümüşte küçülmüş” derler ya iste, Rüzgar’ım
sanki büyümüşte küçülmüştü. Görünüşü bebekti belki ama söylediği laflar adam adamdı.
Biliyor
musunuz gorili beslerken korku sıfırdı benim cesur oğlumda. Biliyor
musunuz dudakları mosmor olsa da tim tim titresede o denizden çıkmamak için direnişini,
babasına o minicik bedeniyle kafa tutusunu. Biliyor musunuz “anneeee bana köfte
yap” diye pesimden koşardı. En çok sevdiği yemekti köfte..
Biliyor musunuz, bana hiç pembe bir şey aldırmazdı “ anne yaaaa bana pembe alma
bana onu gizlarrr giyer” derdi benim çok bilmiş oğlum
Maalesef gece uykuları düzensizdi
geniz eti sıkıntısı vardı çok zorlanmaya başlamıştı bebeğimi. Nefes almakta
uyumakta zorlanıyordu. Geceleri hep gider gider nefesini dinler, çok geceler sabahla
misimdir Rüzgar’ımın başı ucunda. Ya nefes alamazsa ya ben uyuya kalırsam diye psikolojim alt üst olmuştu. Her gece o
minik bedenindeki kalbini dinliyordum, nefesini takip ediyordum.
Geceleri nefes almakta çok zorlandığı
için, korkularım her gecen gün daha da buyuyordu. Çok araştırdıktan sonra
geniz eti ameliyatı oldu yavrum, kömür gözlüm Rüzgar’ım. Allah ima çok şükür 1 günde
atlattık, rahatladı hemen, uykuları düzeldi.. 2- 3 ay surdu bu rahatlık ve
sonra bademcikleri şişmeye başladı, çok acı
çekiyordu yavrum benim, yemek yiyemiyor, ağlıyordu, antibiyotik üstüne
antibiyotik, iğne üstüne iğne oluyordu. Devamlı günlerimiz hep hastane de
geçer olmuştu. Bronşit sürekli bir yüksek ateş, sürekli boğaz
enfeksiyonu. Benim yüreğim acıyordu, onun acısına derman olamadığım için çok üzülüyordum..
Bebeğimin bademciklikleri sürekli şişiyor, acı çekiyordu, ben bir
anneydim, evladımın acı çekmesine dayanamıyordu bu yüreğim, ana yüreği
iste evladı acı çekerken çaresiz kalıp kavruluyordu oda.…
Artık götürmediğimiz doktor kalma misti
ve her seferinde bademcikleri alin mali yanıtıyla karşı karşıya kaldık. Ama Allahtan ümit kesilmez belki kendi
kendine geçer diye umudumuz vardı içimizde. Biraz daha beklemeye karar verdik, çünkü
Rüzgar’ım çok küçüktü, bebekti o daha…
Ama bu amali yatan kaçamadık tabi.
Yaşı 3,5 tu daha büyümüştü biraz daha simdi.. Başka çaremiz
kalma misti. Devlet`in hastanesinde oğlumun ameliyatı için gün aldık. Allah
imin izniyle ameliyat olacak, artık acı çekmeyecekti oğlum ama olmadı..….
Neden olmadı ? ameliyat sırasında sorun mu çıktı ?
O 45 dakika, sanki 45 sene gibi gelmişti
bana.. Saniyeler ay gibi geçiyordu sanki. 8 aylık Çınar’ıma hamileydim, kalp atışlarım
hızlandığı için oda huzursuzlanamaya basla misti. Tekrar tekrar deriiiin deriiiin
nefesler alarak, elim karnımda, Çınar’ımdan güç alırcasına, sakin beklemeye çalıştım.
Hep Rüzgar iyi olacak, iyi olacak Allah imin izniyle diyerek, dualar ede ede 45
dakika geçmişti ve Allah’ıma çok şükür yavrum RUZGAR’iiiim ameliyattan çekmişti.
Allahlınım şükürler olsun dedim, doktorumuz, ameliyatın çok iyi geçtiğini söyledi.
Ama ilk günler iştahı olmayabilir diye de bizi uyardı. İlaçlarımızı aldık.
Bir hafta sonraya kontrol için doktorumuz günümüzü verdi. Ameliyat çok
iyi geçtiği için, doktorumuz sonuçtan çok mutluydu, son bir kontrol ettikten
sonra ayni gün taburcu ettiler prensimi.
İlk günler çok zorlandık , bebeğim hiç bir şey
yiyemedi içemedi günlerce, biliyorduk doktorumuz uyarmıştı bizi, "Rüzgar
yemek yemede zorlanır, hep sıvı i şeyler, ilik şeyler verin" diye bir
liste vermişti elimize. Bir kaç gün sonra yavaş yavaş verilen o
listeye göre ilerledik, çok dikkatliydi oğlum. Her gün “Ağzını aç bakalım oğlum”
derdi babası bir şey var mi iyileşiyor mu diye kontrol ederdi benim hayat arkadaşım
canim askım, öbür yârim, ikiyi varsın GÖKHAN GÜNEY.
Ameliyattan 1 hafta sonra kontrole götürdük meleğimi,
“ iyileşiyor oğlunuz” dedi doktorumuz. Hatta kamerada bize Rüzgar’ın
bademciklerini göstermiş, nasıl bir iyileşme kaydedildiğini belirten bir rapor
yazmıştı Rüzgar'ın dosyasına. Evet her şey çok güzel görünüyordu, ameliyat
edilen bölge iyileşiyordu.. Doktorumuz çok iyi bir yol aldığımızı , listeye
devam etmemizi ve asitli ve sert şeylerden uzak durmamız gerektiğini tekrarladı.
Doktorumuz, sonuçtan çok memnundu, 15 yıllık bademcik ameliyat bilgisi, tecrübesi
bunları söyletiyordu ona. O sırada RUZGAR "Anne bak iyileşmişim bir daha
gelmeyelim doktora tamam mi? " dedi . “Tamam askimmmmm benim, SÖZ sana SÖZ
gelmeyeceğiz bir daha, aferin benim cesur oğlum” demiş, kocaman serilmiştim
bebeğime.
Ve öyle uzaklaştık hastaneden, önümüzdeki ay kontrolüne
kadar dönmeyecektik hastaneye, çünkü her şey yolundaydı. RUZGAR`ım, gözümün
nuru, anneliği bana ilk tattıran, “annecigiiiiiim” deyince yüreğimi eriten,
kokusunu içine çekmeye doyamadığım, öpmeye bile kıyamadığım, annesinin kömür gözlüsü,
fındık burunlusu, gülüşüyle içimi ısıtan RUZGAR’ım iyileşiyordu ve Allah’ımın
izniyle yakında kardeşi de olacak, ona abilik yapacaktı. Hatta bazı günler “yaramazlık
yapmayın çocuklar, uslu uslu oynayın bakiyim” diyeceğim günler vardı önümde.
Her şey yolundaydı, RUZGAR’ım iyileşiyordu,
ikinci bebeğim Cinar`im ha bugün ha yârin gelecekti, mutluluğumuza mutluluk katacaktı.
Evet biz dört kişilik mutlu bir aile olmaya adım adım yaklaşıyorduk her gün…..
Yani aslına
her şey yolundaydı ? Peki sonrası da rahatladı mı rüzgar ?
Tarih 25 Nisan 2014. Ameliyattan sonraki
10.gun. Hayatimin tamamen değiştiği gün 25 NISAN 2014 CUMA
Her cuma görüştüğüm dostlarımla
birlikteydim. RÜZGAR her zaman ki gibi neşeli mutlu, bıcır bıcırdı, arkadaşlarıyla
beraber arabalarla oynuyor. Ankara’nın bağlarından tutunda bütün marifetlerini
ortada döktürüyordu. Rüzgar’ım arkadaşıyla oynarken neşeli neşeli bende çok
sevdiğim arkadaşlarımla koltukta oturmuş, muhabbet ediyor bir anlamda haftanın yorgunluğunu
çıkarıyorduk, çayımızı yudumlarken.
Bir kaç dakika sonra presim benim yanıma
geldi, ilk bana bir şey söyleyecek, benden bir şey isteyecek sandım, ama o
karnimi, kardeşi CINAR`I öptü durmadan, şaşırmıştım. Birde kardeşim gibi sevdiğim
canim arkadaşım PELIN KAYA SAHIN, oda benim gibi hamileydi. Rüzgar’ım
sonra gitti onunda karnini öptü ve tekrar oynamaya devam etti arkadaşlarıyla.
Pelin`de bende şaşkındık. Hep öperdi karnımı, kardeşini zaten Rüzgar’ım,
ama bu seferki öpmeler farklıydı sanki…
Melegimmmmmm ilkim her şeyimmm
ahhh yüreğim ahhhh susssss yüreğim susssssss sussssssss. Bir süre sonra yanima
geldi, Rüzgar'ım, ağzindan kan geldiğini söyledi, ve birden kan kusmaya başladı,
ben bembeyaz oldum, kan kusuyordu meleğim o an ne olduğunu anlayamamıştım kulaklarım
çınlıyordu. Duvarlar sallanıyordu sanki.. Sanki dünya üzerime yıkılmış, altında
ezilmiştim. Ben Çınar’ıma 8 aylık hamileydim, alamıyordum Rüzgârımı kucağıma
karnim engel oluyordu. Hemen arkadaşım Rüzgar’ı aldı kucağına ve
merdivenlerden aşağıya koşmaya başladı. Rüzgar’ım bağırıyordu, daha 3,5 yaşındaydı
oda anlamamıştı ne olduğunu, “anne anne” diye bağırıyor, çok korkmuştu.
Bana RUZGAR “annnnneeeeeeeeeee anneeee” diye bağırdıkça kan fışkırıyordu ağzından.
Benim karnim engel oluyordu koşmama, ama ikişer üçer merdivenlerden iniyordum yine
de. Rüzgar beni görsün istiyor, elini tutmaya çalışıyordum, benden güç alır
belki sakinleşirdi tek düşüncem o an.
Arabaya bindiğimde, RÜZGAR
gözlerime söyle bir baktı. Gözlerime baktığı o ani asla asla asla asla unutamıyorum.
SİLMİYOR SUSMUYOR BEYNİM!!!!!
“Anneeee anneeee üstümü
cikarrrrrr” diye çığlık atıyordu. Oğlumu, evladımı aldım kucağıma
arka koltuktaydım, sakinleştirmek için elimden geleni yapıyordum ama ne mümkün
kan kusmaktan korku sarmıştı o küçücük bedenini, konuşamıyordu bebeğim. O küçük
bedeni titriyordu korkudan, o kara kömür gözleri korkuyla bakıyordu bana. Ben
hakim olamıyordum yavruma, çaresiz kalmıştım. Allahım güç ver bana ne olur...
Hemen ters cevirdim evladımı, bir elim bileğinde nabzına bakıyordum, diğer elim
de o küçücük kalbindeydi, oğlumu sakinleştirmeye çalışırken arabayı süren
arkadaşıma çığlık atıyordum “Gaza basssss ne olurr yetişşşş Funda, kalbi durdu Fundaaaaa
ne olur yetişşşş evladiiiiiim, yavruuuum ölüyor, yetiiiiiiiş
Fundaaaaaaaaaaaaaa yetiiiiiiiiişşş”
Benim meleğimin kolu aşağı düştü, kalp atışlarını hissedemiyordum ,
kalbi durmuş, nefesi kesilmişti. Kucağımda arabadan atladım ama
koşamıyordum, kocaman karnım engel oluyordu bana, koşamıyordum koşamıyordum koşamıyordum..,
kucağımda ölen oğlumu, iki kolu iki yanına düşmüş oğlumu yetiştiremiyordum
hastaneye, karnım engeldi bana o an . Cinar`im dayanamıyordu bu kadarına.. Allah
im ne olur yardım et bana diye yalvarıyordum bir yandan..
Birden bir tane amca gördüm
yolumda, amcaya attım RÜZGAR`I “Ne olur koşşşşş amca ne olur koşşş” Kucağımda
ölmüş oğlumla koşan amcanın arkasından var gücümle koşuyordum. “Ne olur koşşşş
amca ne olur koşşş” diye çığlıklarımla acile girdik. RÜZGAR `imi aldılar
hemen içeriye, gerisi zifiri bir karanlık bende….
Hikayenin devamı yakında...
Hikayenin devamı yakında...

Yorum Gönder:
Henüz yorum bırakan olmadı.